devşirme sistemi |sistem|

18. hatta 19. yüzyılı kadar “etkin ve sözü dinlenir” devlet olmanın yolu askeri güce dayanırken, 100-150 yıl önce bu algı değişmeye başlamıştır. Kapitalizmin sonrasında sosyalizmin terakkisi, halkın kendi kendini yönetme sistemi olan cumhuriyetin suni icadı, insanların özgürlüklerine göreceli olarak eskisi kadar kolay dokunulamaması ve bireyin aklına geleni diliyle rahatça söyleyebilmesi olan demokrasinin yeniden keşfi günümüzde devletleri oluşturan ana sisteme dahil olan modern yaklaşımlar olarak yerlerini almışlardır. Böylece mantıksal olarak askeri, mekanik, disipline edilmiş, aşırı merkeziyetçi, halkı görmezden gelen vb. bir  yapılanmadan ziyade sivil, esnek ve bilgiye dayanan bir örgütlenmeye göre devlet sisteminin kurgulanması ve böylece çağın “etkin ve sözü dinlenir” devleti olma olanağı kısmen sağlanmaktadır.

Osmanlı Beyliği de hemen bütün Türk eski devletleri gibi askeri bir mantalite ve hiyerarşi içinde örgütlenmiştir ki zaten o dönemler millet aynı zamanda asker demektir. Fakat daha sonraki dönemlerde bu yapı yavaşça dönüşüme uğramıştır. Buna göre seferlerde en önde yer alan padişahlar bir yerden sonra artık seferlere çıkmamaya başlamıştır. Bu devletin sivilleşme sancısıdır aslında. Diğer bir sebep ise devletin kendi içinde teşekkül ettiği sistemlerin daha karmaşık bir hal arz ederek zamanla sivilleşmeye doğru devlet düzeneğini götürmesi ve onu değiştirmesidir. Zira mekanik yapılar daha basit bir örgütlenme modelinin sonucu olarak emir-komuta zincirlemesi etrafında mevcut iken daha sofistike olan, entelektüel derinliği olan örgütlenme modelleri sivil bir iradeyi gerektirmektedir !

Tımar sistemi, devşirme sistemi, lonca teşkilatı, toprak sistemi, hukuk sistemi, mali sistem, vergi sistemi, eğitim sistemi, vakıf sistemi, ahilik teşkilatı gibi temel altsistemler Devlet-i Aliyye denen büyük resmi oluşturmuştur. Ama bu silsilede bunların hepsine yer veremeyebiliriz, şimdilik bahsedilmesinde ve bilinmesinde fayda mülahaza edilen konu olarak sadece devşirme sistemi üzerinde durmaya devam edeceğiz.

Osmanlı’daki devşirme sistemi müslüman olmayan ama kendi tebasından gençlerin toplanarak veya seçilerek ciddi bir eğitime tabi tutulması üzerine kuruludur. Zaten adı üstünde devşirme bir şeyin-kişinin dönüştürülmesi veya izomorfikleştirilmesi [benzeştirme] manalarına gelmektedir. Bu minvalde bir taraftan dönemin devasa eğitim kurumları olan medreselere etkin çalışmaların sahibi bir yığın araştırmacı çekilirken diğer taraftan fethedilen yerlerden veya eldeki gayri müslim tebaadan belli ölçümlere göre yüksek meziyetli çocuklar eğitim kurumlarına dahil edilerek etkin bir dönüştürme sistemi oluşturmuştur. Böylece devlet bir nebze kendi beşeri ve entelektüel sermayesini oluşturmuştur (kısmen günümüzde ABD,nin uyguladığı düzenek !). 

Türk-İslam devletlerinden olan Abbasiler, Gazneliler ve Samanoğulları “ilkel devşirme sistemi”ni savaş esirlerinden asker yetiştirme ve ordu kurma olarak görmüşlerdir. Lakin Osmanlılar bahsi geçen devletlerden farklı ve daha tekamül etmiş bir model teşekkül ederek bunu beşeri sermaye elde etme olarak kullanması yanında entelektüel sermayeyi oluşturan bir hüviyete büründürmüşlerdir. Osmanlılar ve diğerleri arasındaki temel farklardan bir diğeri Osmanlı pençik sisteminde yetiştirilmek üzere belirlenen çocukların/gençlerin Türk ailelerin yanında uzun zaman eğitime tabi tutulmaları veya devletin ve milletin kültürüyle yoğrulmalarının sağlanmasıdır.

Evet, sistemin ilk versiyonlarından sonraki süreçte bu sistem Devlet-i Aliyye’de “pençik” adını almıştır. Pençik, Farsçada beş ve bir anlamına gelen penç ve yek kelimelerinden türetilmiştir. Devlet-i Aliyye’de 1363 yılından sonra uygulanmaya başlanan bu sistem, savaşlarda elde edilen esirlerin beşte birinin asker olarak istihdam edilmesi usulüne dayanmaktadır. Buna göre, esir askerler önce Müslüman ailelerin yanına verilerek yetişmesi sağlanmakta, daha sonra ise askeri [beşeri sermaye] veya idari görevlere [entelektüel sermaye] atanmaktalardır.

Devşirme Sistemi Devlet-i Aliyye’nin fethettiği topraklardan -özellikle Balkan ülkelerinden- genç ve yetenekli çocukların seçilmesi, bu çocukların sıkı bir eğitimden geçirilerek üstün niteliklere iye birer asker veya bürokrat yetiştirilmesine dayanmıştır. Fethedilen bölgelerdeki ailelerden çocuklar tercih edilirken 1/5 oran umumiyetle riayet edilmiştir, önemsiz bir mevzu. Seçilen aday eğer semiz ise Yeniçeri Ocağı’na; ince zekalı, uyanık, pratik vb. ise Enderun Mektebi’ne ileriki yıllarda Osmanlı Sarayı’nda görevlendirilmek üzere alınmışlardır. Devşirmeler genel itibarıyla  Arnavut, Bulgar, Ermeni, Macar, Yunan, Sırp ve Bosna illerinden toplanmıştır.

About these ads

Yorumlayabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s